Simitçi DefteriSokak ekmekleri ve çay, evde

Hakkımda

Bu defteri kim tutuyor

İstanbul'da yaşayan, Ege'de büyümüş, hafta sonları fırını yakan biri. Adım burada yazmıyor, bir şey değiştirmiyor.

Mutfak: fırın, kase, merdane, un torbası ve pencere. Çizimde her zamankinden düzenli.

Çocukluğumda sabahları gevrekçinin sesiyle uyanırdım; annem demliği ocağa koyar, ben aşağı iner, iki gevrek bir peynir alırdım. İstanbul'a taşınınca simit buldum, gevreği bulamadım. Evde yapmayı o yüzden denedim: ilk simitler ne simitti ne gevrek, ama mutfak güzel koktu.

Hafta içi masa başında çalışıyorum. Cumartesi sabahı altıda hamur, yedide fırın, sekizde çay; bu, haftanın beklediğim saati. Defter de bu saatlerin kaydı: gramajlar, süreler, yanlışlar.

Fırıncı değilim, aşçı değilim; birkaç yıldır dikkatle aynı altı şeyi yapan biriyim. Somun ekmek, ekşi maya ve pasta başka defterlerin işi; burası halka ve çay.

Bu sayfa

Kareli bir defterle başladı, kolay bulmak için buraya taşındı. Reklam, yorum ve sayaç yok; kimse okuyor mu bilmiyorum ve bu bana uyuyor. Tarifler kendi tartımdan, metinler kendi elimden, çizimler de öyle; belli oluyor.

Fırın, bakkal ya da simitçi adı vermiyorum. Küçük fırınlar kalabalık sevmez, büyükleri zaten herkes bilir. Semt de yazmıyorum; İstanbul yeter.

Burada olmayanlar

Fırın markası, un markası, çay markası. Hepsi marketten, hepsi sıradan; sıradanla olmuyorsa tarifte sorun var demektir. Video da yok: burma anlatılmaz, yapılır, en fazla yanlış çizilir.

Bir e-posta adresi de yok. Beni tanıyan nasıl ulaşacağını bilir; tanımayanla belki bir fırın önünde sırada karşılaşırız.