Sözlük
Fırın ve çay sözlüğü
Fırıncının, simitçinin ve çaycının ağzından duyulan kelimeler; bir de hamur işinde kullandığım birkaç terim. Çoğunu sorarak öğrendim, birkaçını yanlış öğrenip düzelttim.
- Açma
- Yumuşak, hafif tatlı, susamsız halka; hamuruna süt ve tereyağı girer. Tarif.
- Açık çay
- Demi az, suyu çok çay. Bardakta altındaki tabak görünüyorsa açıktır. Çocuklara ve akşam geç saate.
- Bazlama
- Sacda pişen kalın, yumuşak, yuvarlak ekmek; köy kahvaltısının ve Hıdırellez sabahının ekmeği.
- Burma
- Simit kolunun iki ucunu ters yönde çevirerek büküp halka kapatmak. Sıkı burma fırında açılmaz.
- Çaydanlık
- Alt alta iki kap: altta su kaynar, üstte (demlikte) çay demlenir. Nasıl demlenir.
- Çörek otu
- Küçük siyah tohum; pidenin ve poğaçanın üstüne serpilir, hafif acımsı kokusu vardır.
- Demlik
- Çaydanlığın üst kabı. Kuru çay buraya konur, üstüne kaynar su gelir, kısık ateşte bekler.
- Dinlendirme
- Hamurun şekil vermeden ya da fırına girmeden önce bekletilmesi. Dinlenmeyen hamur açılırken geri çekilir.
- Fırıncı yüzdesi
- Her malzemeyi unun ağırlığına göre yüzde olarak yazmak; un her zaman yüz. Hesap buna göre yapılıyor.
- Gevrek
- İzmir'de simidin adı ve biraz da başka hali: daha ince, daha çıtır, haşlanmış. Tarif.
- Hidrasyon
- Hamurdaki suyun una oranı. Yüzde elli beş sıkı simit hamuru, yüzde yetmiş sulu pide hamuru.
- İnce belli
- Ortası dar, ağzı geniş klasik çay bardağı. Bel, bardağı tutulabilir kılar; geniş ağız kokuyu toplar.
- Kabartma tozu
- Mayasız hamurların kabartıcısı; kandil simidi ve çoğu kurabiye bununla yapılır.
- Kandil simidi
- Mahlepli, kuru, küçük halka; kandil gecelerinde komşuya dağıtılır. Tarif.
- Katlama
- Mayalanan sulu hamuru yoğurmak yerine kendi üstüne katlamak; pide hamuruna iyi gelir.
- Kavurma
- Susamı kuru tavada, karıştırarak açık kahve olana kadar ısıtmak. Çiğ susam kokmaz, yanık susam acır.
- Kıtlama
- Doğu'da çayı şekersiz içip kesme şekeri dilin altında ya da dişle kırarak tutma usulü.
- Koyu çay
- Demi bol çay; bardakta tabak görünmez. Sabah erken ve uzun sohbet çayı.
- Kulak memesi
- Hamur kıvamının halk ölçüsü: parmakla bastırınca yumuşak ama geri gelen. Simit hamuru bundan biraz sert.
- Mahlep
- Kiraz çekirdeğinin içinden yapılan koku baharatı; kandil simidinin ve paskalya çöreğinin kokusu.
- Maya
- Hamuru kabartan canlı. Yaş maya (kalıp), kuru maya ve hızlı kuru maya var; tarifler hızlı kuru mayaya göre, yaş maya üç katı.
- Mayalama
- Hamurun mayayla kabarmasını beklemek. Sıcak mutfakta hızlı, soğuk mutfakta yavaş ve daha lezzetli.
- Pekmez
- Üzüm ya da dut suyunun koyulaşana kadar kaynatılmışı. Simidin rengini ve hafif tatlılığını veren şey.
- Pekmez banyosu
- Halkanın fırından önce sulandırılmış pekmeze batırılması. Susam bu sayede tutar, kabuk bu sayede koyulaşır.
- Pide
- Yassı, kabarık, desenli ekmek; Ramazan sofrasının ekmeği. Tarif.
- Poğaça
- Yoğurtlu yumuşak hamurdan küçük, içli ekmek; peynirli, zeytinli, patatesli. Tarif.
- Semaver
- Çayı kömürle ya da elektrikle demleyen kap; kahvaltı salonlarının ve Doğu'nun geleneği.
- Simit
- Pekmez banyolu, susamlı, burulmuş halka. Bu defterin adı ve sebebi. Tarif.
- Simitçi
- Simidi tablada ya da camekânlı arabada satan kişi. Sabah erken sokağa çıkanların ilk gördüğü insan.
- Susam
- Simidin üstündeki küçük sarı tohum; Ege'de yetişir, sonbaharda toplanır.
- Tabla
- Simitçinin başında taşıdığı yuvarlak tahta tepsi. Üstünde halkalar piramit gibi dizilir.
- Taş fırın
- Tabanı taş olan odun fırını. Evde taşı ya da ters tepsiyi ısıtmak ona en yakın şey.
- Tavşan kanı
- Doğru demlenmiş çayın rengi: koyu kırmızı ve berrak. Ne kahverengi ne de sarı.
- Tel ızgara
- Fırından çıkan ekmeğin soğuduğu teller. Tepside kalan ekmeğin altı terler.
- Yufka
- Oklavayla kağıt gibi açılan ince hamur; börek ve dürümün temeli, sacda pişer.
- Yoğurma
- Hamurun un ve suyu tanışıp güçlenene kadar elle işlenmesi. On dakika, çoğu hamur için yeter.
Böyle bir kelime defterde yok. Belki sizin oralarda başka deniyor.