Taş yerine ters tepsi
Fırın taşı kırıldı, yerine ters çevrilmiş kalın bir tepsiyle devam ettim. Simidin altı yine güzel kızardı; taşın tek farkı ısıyı daha uzun tutması, ikinci tepside anlaşılıyor. Yeni taş almayacağım galiba.
Defter
Tarife girmeyen kısa notlar: ne yandı, ne tuttu, komşu ne dedi. En yenisi üstte.
Fırın taşı kırıldı, yerine ters çevrilmiş kalın bir tepsiyle devam ettim. Simidin altı yine güzel kızardı; taşın tek farkı ısıyı daha uzun tutması, ikinci tepside anlaşılıyor. Yeni taş almayacağım galiba.
Sonunda simit tarifini gramajıyla yazdım. İki yıldır göz kararı yapıyordum, her seferinde biraz başka çıkıyordu. Tartı en iyi fırıncı arkadaşıymış.
Susamı kavururken ocaktan uzaklaşmamak lazım; otuz saniyede açık kahveden yanığa dönüyor. Bu sefer tavayı erken aldım, sonra kalan sıcaklıkla kendi kendine renk aldı. Kokusu mutfakta iki gün kaldı, kimse şikayet etmedi.
Yazlıkta komşunun dediği gibi yaptım: gevreği pekmezli suda haşlayıp öyle fırına verdim. Üç halka suda dağıldı, yedisi oldu. Olanlar İstanbul'da yediğim her simitten çıtırdı.
Temmuzda fırını yakmak kahramanlık. Sabah altıda yoğurdum, yedide fırın, sekizde pencere açık kahvaltı. Öğleden sonra mutfağa girilmedi. Yazın tek kural: ya erken ya hiç.
Açmanın üstünü bu kez az yumurta sarısıyla sürdüm, fırıncıdaki gibi parladı. Daha önce kalın sürüyordum, kabuk sertleşiyormuş. Az çok iyidir, evet, bunda da.
Hıdırellez sabahı parkta bazlama. Sacı komşu getirdi, hamuru ben. Yirmi bazlama, on dakikada bitti; en çok çocuklar yedi, en çok ben yaktım. Gelecek yıl saç daha erken ısınsın.
Ekşi mayayla simit denedim. Lezzet derin, ama halkalar yayıldı ve fırında yarıldı. Simit için hızlı maya ve sıkı hamur doğru; ekşi maya somuna kalsın. Bu defter sokak ekmeği defteri, somun başka defter.
Pazartesi sabahları için poğaçayı pazardan yapıp donduruyorum. Sabah on dakika fırın, çanta, kapı. Ev poğaça kokuyor, çocuk geç kalmıyor; iki hedef bir hamur.
Ramazan'ın ilk haftası, fırın önünde sıra uzun. Evde iki pide, biri iftara biri komşuya. Desenim eğri, tadı değil.
Kandil gecesi için yirmi dört küçük halka. Dördü apartmana dağıldı, biri kapıcıya, kalanı kavanozda. Mahlebi geçen yıl aldığım küçük paketten; kokusu hâlâ yerinde.
Çaydanlığın altı kireç tuttu, çay buruk gelmeye başladı. Limon tuzuyla kaynatınca açıldı. Çayın tadı sudan, su da kaptan; ikisine de bakmak lazım. Çay sayfasına not düştüm.
Baharatçı mahlebi çekirdek halinde verdi, evde havanda dövdüm. Hazır tozdan çok daha kokulu. Küçük bir kavanoz, bir yıl yeter; yetmezse kandil çok olmuş demektir.
Fırıncıya sorduğumda 'göz kararı' dedi. Göz kararı onun gözü için; benimki için gramaj lazım. Bu defter o gramajları tutmak için başladı. Kareli deftere yazdım bir yıl, sonra buraya taşıdım.